Risale-i Nur'da ara ve doğrudan okumaya geç
905

Bağdat’ta çıkan Eddifa' gazetesinin muharriri İsâ Abdülkadir’in Arabî makalesinin tercümesi

Bağdat’ta çıkan Arabî Eddifa' gazetesi Risale‑i Nur Talebelerinden bahisle diyor ki:
Türkiye’deki Nur Talebelerinin İhvân‑ı Müslimîn Cem'iyeti ile alâkaları nedir, ne münâsebeti var? Hem farkları nedir? Türkiye’deki Nur Talebeleri, Mısır’da ve bilâd‑ı Arab’da İhvân‑ı Müslimîn nâmında İttihâd‑ı İslâma çalışan cem'iyetler gibi müstakil cem'iyet midirler? Ve onlar da onlardan mıdır?” Ben de cevab veriyorum ki:
Nur Talebelerinin ve İhvân‑ı Müslimîn Cem'iyeti’nin gerçi maksadları hakàik‑ı Kur'âniye ve îmâniyeye hizmet ve İttihâd‑ı İslâm dâiresinde Müslümanların saâdet‑i dünyeviye ve uhreviyelerine hizmet etmektir; fakat Nur Talebelerinin beş‑altı cihetle farkları var.
Birinci Fark: Nur Talebeleri siyasetle iştigâl etmez, siyasetten kaçıyorlar. Eğer siyasete mecbur olsalar, siyaseti dine âlet yapıyorlar; ki siyaseti dinsizliğe âlet edenlere karşı dinin kudsiyetini göstersinler. Siyâsî bir cem'iyetleri asla mevcûd değil.
İhvân‑ı Müslimîn ise; memleket ve vaziyet sebebiyle siyasetle, din lehinde iştigâl ediyorlar ve siyâsî cem'iyet de teşkil ediyorlar.
İkinci Fark: Nurcular, Üstadlarıyla ictimâ' etmiyorlar ve etmeye de mecbur değiller. Kendilerini Üstadlarıyla ictimâ'a mecburiyet hissetmiyorlar; ders almak için beraber bulunmaya lüzum görmüyorlar. Belki, koca bir memleket bir dershâne hükmünde, Risale‑i Nur kitapları onların eline geçmekle, Üstad yerine onlara bir ders verir. Herbir risale, bir Said hükmüne geçer.
Hem ellerinden geldiği kadar ücretsiz istinsah ederler. Muhtaçlara mukàbelesiz veriyorlar ki, () okusunlar ve dinlesinler. Bu sûretle büyük bir memleket, bir medrese hükmünde oluyor.
İhvân‑ı Müslimîn ise; umumî merkezlerinde mürşid ve reisleriyle görüşmek ve emirler ve dersler almak için ziyaretine giderler. Ve o umumî cem'iyetin şûbelerinde de, o büyük üstadla ve nâibleriyle ve vekilleri hükmündeki zâtlarla yine görüşürler, ders alırlar, emir alırlar.
906
Hem umumî merkezlerinde çıkan ceride ve mecellelerin fiatını verip, alıp, onlardan ders alıyorlar.
Üçüncü Fark: Nur Talebeleri aynen àlî bir medresenin ve bir üniversite dâru'l‑fünûnunun talebeleri gibi, ilmî muhâbere vâsıtasıyla ders alıyorlar. Büyük bir vilâyet, bir medrese hükmüne geçer. Birbirlerini görmedikleri, tanımadıkları ve uzak oldukları hâlde, birbirine ders veriyorlar ve beraber ders okuyorlar.
Amma İhvân‑ı Müslimîn ise; memleketleri ve vaziyetleri iktizasıyla mecelleleri ve kitapları çıkarıyorlar, aktâr‑ı âleme neşrediyorlar; onunla birbirini tanıyıp ders alıyorlar.
Dördüncü Fark: Nur Talebeleri, bu zamanda ve bugünde ekser bilâd‑ı İslâmiyede intişar etmişler ve çoklukla vardırlar. Bu intişarlarında ayrı ayrı hükûmetlerde bulundukları hâlde, hükûmetlerden izin almaya muhtaç olmuyorlar ki tecemmu' edip toplansınlar ve çalışsınlar. Çünkü, meslekleri siyaset ve cem'iyet olmadığından hükûmetlerden izin almaya kendilerini mecbur bilmiyorlar.
Amma İhvân‑ı Müslimîn ise; vaziyetleri itibariyle siyasete temâs etmeye ve cem'iyet teşkiline ve şûbeler ve merkezler açmaya muhtaç bulunduklarından, bulundukları yerlerdeki hükûmetten icâzet ve ruhsat almaya muhtaçtırlar ve Nurcular gibi bilinmiyor değiller. Ve bu esâs üzerine, kendilerine umumî merkezleri olan Mısır’da, Suriye’de, Lübnan’da, Filistin’de, Ürdün’de, Sudan’da, Mağrib’de ve Bağdat’ta çok şûbeler açmışlar.
Beşinci Fark: Nur Talebeleri içinde çok muhtelif tabakalar var. Yedi‑sekiz yaşındaki, câmilerde Kur'ân okumak için elifbâ’yı ders almakta olan çocuklardan tut, seksen‑doksan yaşındaki ihtiyarlara varıncaya kadar kadın‑erkek hem bir köylü, hammal adamdan tut, büyük bir vekile kadar ve bir neferden, büyük bir kumandana kadar tâifeler Nurcularda var. Bütün Nurcuların bu çok tâifelerinin umumen bütün maksadları, Kur'ân‑ı Mecid’in hidayetinden ve hakàik‑ı îmâniye ile nurlanmaktan ibarettir. Bütün çalışmaları, ilim ve irfan ve hakàik‑ı îmâniyeyi neşretmektir. Bundan başka bir şey ile iştigâl ettikleri bilinmiyor. Yirmisekiz seneden beri dehşetli mahkemeler, dessâs ve kıskanç muârızlar bu kudsî hizmetten başka onlarda bir maksad bulamadıkları için onları mahkûm edemiyorlar ve dağıtamıyorlar. Ve Nurcular, müşterileri ve kendilerine tarafdârları aramaya kendilerini mecbur bilmiyorlar Vazifemiz hizmettir, müşterileri aramayız, onlar gelsinler bizi arasınlar, bulsunlar.” diyorlar. Kemiyete ehemmiyet vermiyorlar. Hakîki ihlâsı taşıyan bir adamı, yüz adama tercih ediyorlar.
907
Amma İhvân‑ı Müslimîn ise; gerçi onlar da Nurcular gibi ulûm‑u İslâmiye ve mârifet‑i İslâmiye ve hakàik‑ı îmâniyeye temessük etmek için insanları teşvik ve sevk ediyorlar; fakat vaziyet, memleket ve siyasete temâs iktizasıyla, ziyâdeleşmeye ve kemiyete ehemmiyet veriyorlar, tarafdârları arıyorlar.
Altıncı Fark: Hakîki ihlâslı Nurcular, menfaat‑i maddiyeye ehemmiyet vermedikleri gibi, bir kısmı a'zamî iktisad ve kanâatle ve fakirü'l‑hâl olmalarıyla beraber, sabır ve insanlardan istiğnâ ile ve Hizmet‑i Kur'âniye’de hakîki bir ihlâs ve fedâkârlıkla ve çok kesretli ve şiddetli ehl‑i dalâlete karşı mağlûb olmamak için ve muhtaçları hakikate ve ihlâsa dâvet etmekte bir şübhe bırakmamak için ve rızâ‑yı İlâhîden başka o hizmet‑i kudsiyeyi hiçbir şeye âlet etmemek için bir cihette hayat‑ı ictimâiye fâidelerinden çekiniyorlar.
Amma İhvân‑ı Müslimîn ise; onlar da hakikaten maksad itibariyle aynı mâhiyette oldukları hâlde, mekân ve mevzû ve bazı esbâb sebebiyle Nur Talebeleri gibi dünyayı terkedemiyorlar, a'zamî fedâkârlığa kendilerini mecbur bilmiyorlar.
İsâ Abdülkadir

“Eddifa'” Gazetesinin Muharriri İsâ Abdülkadir Diyor ki

Bağdat’ta çıkan ehemmiyetli, siyâsî bir Ceride olan Eddifa' gazetesinin muharriri İsâ Abdülkadir diyor ki:
Nur Talebelerinin mürşidi olan Bediüzzaman Said Nursî hakkında Eddifa' gazetesini okuyanlar benden soruyorlar: Türkiye’deki Nur Talebelerinden ve Üstadları olan Said Nursî’den bize ma'lûmât ver diyorlar. Ben de bunlar hakkında kısa bir cevab vereceğim. Çünkü, Üstad’ın, Nurun ve Nur Talebelerinin Arablarda hakkı olduğu için, Arablar onlardan ciddi bahsetsinler. Zîra İslâmiyetin madde‑i esâsiyesi olan Arablar, Risale‑i Nurdan ziyâdesiyle fâide görmeye başlamışlar.
908
Bu Nur Talebeleri, Risale‑i Nurla, hem Türkiye’de, hem bilâd‑ı Arab’da komünistliğe karşı muhkem bir sed te'sis ediyorlar.
…………………………
Bu yazı Demokratlar çıkmadan evvelki zamana bakar; onun için, Nur Talebelerinin adedi hakkında müddeiumumînin dediği gibi, yalnız beşyüzbin değil, belki şimdi Türkiye’de milyonları aşmış bulunuyor ve her gün de ziyâdeleşiyor.
…………………………
Risale‑i Nur ise, öyle geniş bir mikyâs ile intişar ediyor ki, değil yalnız Türkiye’de ve bilâd‑ı İslâmiyede hattâ ecnebîlerde de iştiyakla istenilir oluyor. Ve Nurun Talebelerinin şevklerini hiçbir şey kıramıyor. İşte, Nur Talebeleriyle, Nur Risaleleri ve onların bu büyük Hizmet‑i Kur'âniyeleri, Demokrat Hükûmetinin bir büyük hasenesidir ki, mübârek Âlem‑i İslâmdaki hareket‑i İslâmiye bu hükûmet‑i demokrasiyeyi takdir ve tahsinle karşılıyor. Bütün Irak ahâli‑i Müslimesi ki; Arab, Türk, Kürd, İran bu İslâmî hizmeti ve kudsî mücâhedeyi kemâl‑i ferâh ile karşılıyorlar. Ve Türkiye’deki Türk kardeşlerimiz, Garb’ın yanlış te'sirâtlarına karşı bunlarla mukâvemet gösteriyorlar kanâatindedirler.
İsâ Abdülkadir
909

Gençlik Rehberi’nin Berâeti Münâsebetiyle Câmiü'l‑Ezher Üniversitesi Türk Talebelerinin tebrik mektûbu

Mektûb: Kahire’den 13.04.1952
Muhterem Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerine!
Kalblerdeki îmânı nurlandıran ve umumî nizâmın direği, âhiret yolunun hakîki pusulası olan ve ilhâmını Kur'ân‑ı Kerîm’den alan eserlerinizden Gençlik Rehberi adlı risaleniz suç teşkil ettiği iddiasıyla devam eden mahkemenizin berâet kararını, ölçülmez sevinçlerimizle öğrendik. Siz mübârek Üstadımızı ve demokrat Türk adliyesinin âdil hâkimlerini candan tebrik ediyoruz.
Hayatını İslâmiyetin sıhhati için vakfeden, Türk milletine hizmet etmeyi şeref addeden, asrımızda eşine tesâdüf edilmeyen bir din mücâhidi bulunan Üstadımız! Size, Âlem‑i İslâm ve insaniyet müteşekkirdir. Bizler, ufak bir zerresini ifâde için, hürmetlerimizi, teşekkürlerimizi bildiriyor, mübârek duâlarınızı taleb ediyoruz. Allah sizden ve sizi sevenlerden râzı olsun.
Câmiü'l‑Ezher Üniversitesi Türk Talebeleri nâmınaHacı Ali Kılınçalp
910

İranlı Bir Nur Talebesinin Üstad Bediüzzaman Hazretlerine bir mektûbu

Türkiye Cumhûriyeti’ne tâbi Isparta’nın Barla Nahiyesi’nde mukîm pek muhterem, fazilet‑meâb Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur.
Pek Muhterem, Fazilet‑meâb, Üstad‑ı Muhterem Bediüzzaman Hazretlerine!
Herşeyden evvel selâm ve hürmet‑i mahsûsumu takdim, sıhhat ve âfiyette devamınızı Cenâb‑ı Kàdir-i Mutlak Hazretlerinden temennî ve niyâz eylerim. Lütfen ahvâl‑i âcizânem istifsar buyurulursa, lehü'l‑hamd ve'l-minne, vücûd‑u fânîm, bâkî İran’da, Rizaiye Vilâyeti’ne tâbi Mergivar mahallinde Dize Karyesi’nde imrâr‑ı hayat etmekte olduğumu arz eylerim.
Bu geçen kırk yıl zarfındaki inkılâb‑ı zaman dolayısıyla müstağrak olarak uzaklara düşmüş bulunmaklığım hasebiyle, sıhhat ve âfiyetinizden bîhaber kalmış, dâima vücûd‑u muhtereminizi soruşturmak, birinci emel ve arzularımdan idi. Cenâb‑ı Hak Hazretlerine çok şükür, bugünlerde muhterem kardeşimiz Subay Tayyib İranlı vâsıtasıyla sıhhat haberlerinizi aldığımdan son derece memnun ve mütehassis oldum. Kàdir‑i Zülcelâl Din‑i Mübîn-i İslâm’ın hizmet ve saâdeti için sizi pek çok zaman lütûf ve himâyesinde masûn ve mahfûz buyursun. Âmîn.
Kıymetdâr te'lifâtınızdan Nur’un İlk Kapısı”, Asâ‑yı Mûsa”, Rehberü'ş‑Şebâb ve diğer kitaplarınızın bir çoğu, muhterem kardeşimiz vâsıtasıyla elime geçti ve son derece memnun oldum. İnşâallâh, bunlardan behreyab oluruz. Bu ilk mektûbum olmak dolayısıyla fazla tasdî'den ictinâbla hâtime verir, sıhhat ve âfiyetinize mübeşşer, sıhhat ve vücûd‑u muhtereminizin devamını Hàlık‑ı Mutlak’tan niyâz eylerim.
911
Lütûfnâmenizi alacağıma ümîdvâr, hazretlerinden temennî ve niyâz eylerim Efendim.
Merhum Seyyid Abdülkadirzâde, Muhibbiniz Seyyid Abdullâh

Suriyeli küçük bir Nur Talebesinin, Üstad Bediüzzaman Hazretlerine gönderdiği mektûb

22 Şevvâl 1373
Fahrü'l‑İslâm Üstad‑ı A'zam Bediüzzaman Hazretlerine!
Kemâl‑i ihtiramla hâk‑i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim. Altı yaşındayım, Ramazan‑ı Şerîfin yirmialtıncı gününde Kur'ân‑ı Kerîm’i hatmettim. Suriye’de en küçük bir Nur Talebesiyim. Arkadaşlarımdan onbir talebe daha Kur'ân‑ı Kerîm’i hatmettiler. Hepimiz namaz kılıyoruz. Bu mektûbla fotoğrafımı Urfa Nur Talebeleri vâsıtasıyla zât‑ı maâlî-i sıfât-ı àlîlerinize gönderiyorum. Çok ricâ ederim, mübârek hatt‑ı şerîfinizle fotoğrafın arka tarafına bana bir‑iki cümle duâ yazınız, tekrar fotoğrafımı iâde buyurmanızı ricâ ederim. Pederim Abdülhâdi, hâk‑i pây-i àlîlerinizden öper, duâlarınızı taleb eder.
Suriye Derbasiye Nahiyesi’ne tâbi Aliye Köyü’nde Nur TalebelerindenHüseyin Abdülhâdi
912

“Habîburrahman Şâkir”in İki Mektûbu

Birincisi

Risale‑i Nur Âlem‑i İslâm’da olduğu gibi Avrupa’da da hüsn‑ü kabûle mazhar olmuştur. Risale‑i Nurun hüsn‑ü kabûle mazhariyetine nümûne olarak Finlandiya’daki Tampereen İslâmilaisen Seurakunnan İmâmı Habîburrahman Şâkir”in iki mektûbunu dercediyoruz.
İmâm Habîbu'r‑Rahmân Shakir(Tampereen İslâmilaisen Seurakunnan İmaami)Adress: Tampere FinlandVellamonkatu 21
الامام حبيب الرحمان شاكرامام المحلة الاسلامية في تامبرى القائم بتبليغ الدعوة الاسلامية بفنلانده
Pek muhterem kardeşim!
وَعَلَيْكُمُ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Hediye olarak gönderdiğiniz pek kıymetli eser, yani El‑Mesneviyyü'l-Arabî Min Risaletü'n-Nur isimli kitabı aldım. Bu münâsebetle, cenâbınıza teşekkürlerimi bildiriyorum. Allâh‑u Kerîm, her dileğinizi atâ eylesin diye duâ ediyorum.
Benim için bu kıymetli hediyeniz çok müfîd olacak ve benim tebliğ işlerimde daha yardım edecektir. İnşâallâh. Size de dâima ecir ve sevâbı erişip duracağında, sadaka‑i câriye kabîlinden olacağında elbette şübhe yoktur.
Kitabın müellifi Said Nursî Hazretlerini de bize tanıtmanızı ricâ ederim. Hürmet ve selâmlarımla
Habîburrahman Shakir
913

İkincisi

Risale‑i Nurun Avrupa’daki intişarı ve hüsn‑ü kabûle mazhariyetine nümûne olarak Finlandiya’daki Nur Talebesi Habîburrahman Şâkir’den gelen diğer bir mektûb.
Vellamonkatu 21 12.2.1958
Çok muhterem kardeşlerim!
وَعَلَيْكُمُ السَّلَامُ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Göndermiş olduğunuz inâyetnâmenizi ve dört tane risale İhlâs Zeylü'l‑Hubâb Risale‑i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektûb Risale‑i Nur hakkında verilen konferansları aldım. Teşekkürlerimi takdim ederim efendim.
Evet, Büyük Üstad Said Nursî Hazretleri, zamanımızın büyük dâhîlerinden ve Allah’ın en büyük sevgili bendelerinden olduğunda asla şübhemiz yoktur. Belki, bu zâta ondördüncü asrın müceddidlerinden deyip i'tikàd etsek bile mübâlağa etmiş olmayacağız. Hamdler olsun Allah Hazretlerine ki, Türk milleti hazinelerinden zuhûr etmiş bu cevheri, inkılâb dalgalarında gark olup zâyi' olmasından zamanımıza kadar sakladı; asrımızı, bu zâtın vücûdu ile zînetledi. Mûsa Peygamberi Fir'avun’un eteğinde beslediği gibi, bu zât‑ı mübâreki de dinsiz zâlimler meyânında cefâlar içinde besledi. Geleceklerde de selâmetlik ile uzun seneler yaşamasını bir Allah’tan temennî ederiz. Üstad Bediüzzaman hakkında bizim akîdemiz budur.
Mümkün olursa, bizim tarafımızdan huzurlarına arz‑ı ihlâsımızı, gâibâne muhabbetimizi bildirseniz ve özünden bizim için hayır duâlarını vekâleten ricâ etseniz diye ricâda kalıyoruz. Hürmet ve selâmlar ile.
Muhlis, dinî, millî KardeşinizHabîburrahman Şâkir
914

Sorbon Üniversitesi Profesörünün Bediüzzaman Hazretlerine Yazdığı Mektûb

Sorbon Üniversitesi İslâm ve Roma Mukayeseli Hukuk Kürsüsü Profesörü ve Paris İslâm Kültür Merkezi Fahrî Başkanının Üstad Bediüzzaman Hazretlerine yazdığı mektûb
21 Cemaziyelâhir 1377
İSLÂMBOL
Allah Yolunda Mücâhid Muhterem Hazret‑i Üstad,
Allah size uzun ömür ihsân eylesin. Göndermiş olduğunuz kıymetli hediyeniz olan kitabınızı ve selâmınızı alarak teşekkür ettim. Allah size selâmet versin. Kıymetli yüksek eserlerinizden istifadeye muvaffak kılsın.
Eskiden beri sizin yüksek vasıflarınızı ve büyük mücâhedenizi işitirdim ve dâima da işitmekteyim. Allah, birbirinden uzak olanları kavuşturucudur. Bizleri, sevgi ve rızâsını kazanmakta muvaffak kılsın. Bu fakir ve zelîl kul, yüksek ve azîz olan siz Kur'ân hàdimine teşekkürlerini arzeder.
Dr. Muhammed Hamîdullâh

Dr. Muhammed Habilullâh’tan, Irak’taki Nur Talebesi Ahmed Ramazan’a gelen mektûb

Washington’daki İslâm Cem'iyeti’nin ve İslâm Kültür Merkezi’nin Genel Sekreteri Dr. Muhammed Habilullâh’tan, Irak’taki Nur Talebesi Ahmed Ramazan’a gelen mektûb.
Washington İslâm Kültür Merkezi’ne hediye etmek lütfunda bulunduğunuz Bediüzzaman Said Nursî’nin Hutbetü'ş‑Şâmiye ve Risale‑i Nur Mîzanları adlı kitaplara mukâbil hàlis teşekkürlerimin kabûlünü ricâ ederim.
Tekrar tekrar teşekkürlerimi arzeder, iyi ve saâdetli günler dilerim.
İslâm Kültür Merkezi Genel SekreteriEl‑Muhlis Dr. Muhammed Habilullâh
915

Yunanistan’da Risale‑i Nurun Neşriyatını Yapan Bir Zâtın Mektûbu

Yunanistan’da Risale‑i Nurun neşriyatını yapan ve yüzlerce Nur Talebesi yetiştiren bir zâtın Türkiye’deki Nurcu Kardeşlerine yazdığı mektûb
Din ve îmâna hàdim (hizmet edici), şirk ve küfrü hêdim (yıkıcı) pek azîz kardeşlerim! (Abdullâh, Hüsnü, Abdülkadir, Mehmed ve Süleyman Nurdaşlarım)
Evvelâ: Pek samîmî ve hàlisâne yazılan mektûbunuzu alarak derecesiz memnun oldum. Muhlis beyânlarınız ve derûnî tebrikleriniz, hep coşkun dinî aşkınızdan ve hàs nura müstağrak rûhunuzdan doğma olduğundan, o Nur’un elektrizasyonuyla münevver kalbleri tehyîc ve temevvüce düşürmemek mümkün değildir. Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukâbil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyân olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmî hasret ve safvetle gözlerinizden öperim.
Sâniyen: Gönderilmesine lütfettiğiniz Hutbe‑i Şâmiye”, Şekvâ ve sâir mahkeme kararı ile mektûblar melfûfâtını alarak fevkalhad memnun oldum. Bunun cevabını vermek üzere iken, Kerkük’ten Ahmed Ramazan kardeşimizden gönderilen Sözler Mecmuası”nı aldım. Onun için de bînihâye tahassüslerle meşhûn‑u mesâr oldum. Ona da şimdi sizinle beraber teşekkür bâbında mektûb yazıyorum. Bu memnuniyet ve teşekkürlere dahi cemâatimizin bütün efrâdı iştirâk ederek hepinizi selâmlar ve azîz Nurdaşlarıyla kardaşlanırlar.
…………………………
916
Gerek ben ve gerekse bütün ihvânımız Üstad Hazretlerine bağlılığı şöyle telâkki ediyoruz: Âfâk ve enfüsten müstedlel âyât‑ı bînihâyeyi en iyi tefsir edecek bir insan‑ı kâmile her asır muhtaçtır. Asrımızda, Şark ve Garb’da fâzıl ve muktedir çok ulemâ yok değildir; fakat fânî menfaatlerden mütecerrid, sırf Nur‑u Bâkî ile mütenevvir ve mütelezziz gavs‑ı ferîd makamında en ziyâde bir mu'temede ihtiyaç vardır. Bu evsâf‑ı mebhuse ile Üstad‑ı Kebîr muttasıf olduğundan zamanımızın kutbu mesâbesindedir. Ona tebaiyet, tam uyulmağa lâyık bir muktedâ‑bihe iktidâ mânâsındadır. Zamanın müceddidi imâm‑ı kübrâsı fetrete uğradığına göre, böyle bir mürşid‑i a'zama merbûtiyet vâcib derecesine varmıştır. İşte bu sâika, bizi ve onları düşünmeğe bile sevketmeden Üstad‑ı Kebîre rabtediyor. Bunu yapan, onlardaki îmân bağının, kendisinde mevcûd bulunan nur‑u aslînin, nur kaynağının merkez sıkletindeki câzibe kuvvetine incizab ve incilâbıdır. Bunlar, bu eserleri şimdi mütâlaa ve müzâkere etmekle, tahsilleri az zamanda bazısının derhâl husûlîye münkalib olmaktadır Yani derhâl, Nur mevzûunu idrak kàbiliyetiyle mütefeyyiz oluyorlar.
هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي ❋ هٰذَا رَحْمَةٌ مِنْ رَبّ۪ي Onun için, fazl ve rahmetine karşı ne kadar hamd ü senâ edilse azdır.
…………………………
Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla îkazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azîm ve metânetler lâzımdır. İnşâallâh her ufukta, her kuturda böyle çalışılması İslâmiyet’in halâs‑ı umumîsini mûcib ve müntic olacaktır.
Hâfız Ali
917
tarihce_avrupadaki_nur_talebeleri_hocalariyla.jpgRisale‑i Nur Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da ve Amerika’da da yayılmış ve birçok okuyucu kitlesi bulmuştur
Türkiye’de neşrolan Risale‑i Nur Külliyatı’ndan istifade ederek Kur'ân nuru ile nurlanan Avrupa’daki Nur Talebelerinden bir grup hocalarıyla birarada
918

Duâ

﴿
يَا اَللّٰهُ ❋ يَا رَحْمٰنُ ❋ يَا رَح۪يمُ ❋ يَا فَرْدُ ❋ يَا حَيُّ ❋ يَا قَيُّومُ ❋ يَا حَكَمُ ❋ يَا عَدْلُ ❋ يَا قُدُّوسُ ❋
İsm‑i A'zamın hakkına ve Kur'ân‑ı Mu'cizü'l-Beyân’ın hürmetine ve Resûl‑i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şerefine Bu mecmuayı bastıranları ve mübârek yardımcılarını ve Risale‑i Nur Talebelerini Cennetü'l‑Firdevs’te saâdet‑i ebediyeye mazhar eyle. Âmîn
Ve hizmet‑i îmâniye ve Kur'âniye’de dâima muvaffak eyle, Âmîn!‥
Ve defter‑i hasenâtlarına bu mecmuanın herbir harfine mukâbil bin hasene yazdır, Âmîn!‥
Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsân eyle, Âmîn!‥
Erhamerrâhimîn!‥ Umum Risale‑i Nur şâkirdlerini iki cihanda mes'ûd eyle, Âmîn!‥ İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle Âmîn!‥ Ve bu âciz ve bîçâre Said’in kusurâtını affeyle, Âmîn Âmîn Âmîn!‥
Umum Nur Şâkirdleri NâmınaSaid Nursî