661
Üstad’ın Mâhiyetini Ta'rif Eden Ayn‑ı Hakikat Bir İfâde
Bediüzzaman Said Nursî’nin ders ve irşadıyla hakikate ulaşan ve Nur hizmetinde çok kıymetdâr ve yüksek hizmetleri sebkat eden kahraman ve hàlis bir talebenin, Üstad’ın mâhiyetini ta'rif eden ayn‑ı hakikat bir ifâdesidir.
Bu günde, mele‑i a'lânın arzda medâr‑ı sürûru.
Bu günde, sekene‑i arzın mele‑i a'lâda medâr‑ı iftiharı.
Bu günde, Habîbullâh’ın medâr‑ı nazarı.
Bu günde, Müslümanlığın sertâcı.
.
Bu günde, hak tarîklerin şahı,
Bu günde, hakikatlerin imâmı,
Hem bu günde, Mahbûb‑u Hudâ,
Hem bu günde, allâme‑i asır.
.
Hem bu günde, zulmetin nuru,
Hem bütün günlerde serdar‑ı hidayet,
Hem Molla Saidi'n‑Nursî,
Hem Bediüzzamanü'l‑Fahrü'd-devrânî…
Husrev
662
Merhum Hasan Feyzi’nin Risale‑i Nur Hakkındaki Manzûmesi
﴿﷽﴾
﴿وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ﴾ Âyetinin Veraset‑i Ahmediye (A.S.M.) cihetinde, mânâ‑yı işârî noktasında, bu asırda O Rahmeten li'l‑âlemîn’in bir âyinesi ve hakikat‑i Kur'âniyenin bir hakîki tefsiri olan Risale‑i Nur, o küllî rahmetin bir cilvesi, bir nümûnesi olmasından; Hakikat‑i Muhammediye’nin (A.S.M.) bir kısım evsâfı, mânâ‑yı mecâzî ile cüz'î bir vârisine verilebilir diye, bu parlak kasideye ilişmedim. Yalnız hakikat‑i Ahmediye (A.S.M.) âyinesinin farkına işâreten bazı kelimeler ilâve edildi.
Said Nursî
Huzur bulur bugün seninle âlem;
Ey bu asırda Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
Sürûr bulur bugün seninle âdem,
Ey bir Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Bu hasta gönüller çoktan perîşan;
Varsa sende eğer Lokman’dan nişan;
Bir şifâ sun, gel ey mahbûb‑u zîşan,
Ey cilve‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Gelmez mi sonu bu uzun hecenin,
Geçmez mi gamı bu yaslı gecenin,
Zâri arttı, sabrı bitti nicenin,
Ey cilve‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
663
Fahr‑i Âlem, Arş’tan bu yere indi;
Şah‑ı Velâyet gelip Düldül’e bindi;
Zülfikàr’a bugün artık “Nur” dendi,
Ey bu zamanda Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
……………………………
.
Dertlere dermansın, mahbûb‑u cansın;
Hem câmiü'l‑Esmâ ve'l-Kur'ân’sın;
Hem de Nur‑u Hak’tan bize ihsânsın,
Ey bir Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Bu âlemde madde değil, bir özsün;
Her zerreden bakan bütün bir gözsün;
Kâinâtı hayran eden bütün bir yüzsün,
Ey misâl‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
………………………………………………
.
Çünkü sensin bu asırda Rahmeten li'l‑âlemîn’in cilvesi.
Çünkü sensin şimdi Şefîu'l‑müznibîn’in vârisi.
Ağisna yâ Gıyâse'l‑müstağîsîn, bir duâsı,
Ey şu'le‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Şifâ bulsun şimdi biraz yaramız,
Revâc bulsun geçmez olan paramız;
Saç nurunu, aka dönsün karamız,
Ey ziyâ‑yı Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
……………………………………
.
Meylimiz yok yalancı bir dünyaya,
Son verdik biz bid'alara, riyâya;
Kapılmayız öyle kuru hülyaya,
Ey bir hakikat‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
664
Yok bizde cem'iyet kurma hülyası,
Yok başka bir yola gitme sevdâsı;
Olduk, ancak nurun dertli şeydâsı,
Ey dertlilere Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
………………………………………
.
Geçmişiz hep medihlerden senâdan,
Yüz çevirdik servetlerden gınâdan;
Nur isteriz, geçmeden bu fenâdan,
Ey bu asırda Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
………………………………………
.
Âşıkların, arşa çıkan feryâdı,
Ağlatıyor o pâk rûhlu ecdâdı;
Allah için eyle bize imdâdı,
Ey muhtaçlara Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Gökler saldı belâ, yer verdi belâ,
Sarstı âfâkı bir acı vâveylâ,
Rahmet et âleme ey Nur‑u mevlâ!
Ey cilve‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Bir yanda sel var, bir yanda kan akar,
Bu belâ ateşi âlemi yakar;
Ağlayan bu beşer hep sana bakar,
Ey nümûne‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Çevrildi ateşle bu koca dünya,
Bir Cehennem gibi kaynadı deryâ!
Yetiş imdâda ey şah‑ı evliyâ!
Ey bu zamanda Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
………………………………………
.
Zındıkaya, küfre karşı saldırdın,
Gönüllerden kederleri kaldırdın,
Bizi nurun deryâsına daldırdın,
Ey bîçârelere Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
665
Kaldıramaz sana asla kimse el,
Bağlıyoruz bizler sana candan bel;
Dünyalara sensin ümîd ve emel,
Ey ziyâ‑yı Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Sen ordu kurmazsın erle, uşakla,
Savaşmazsın öyle, topla, bıçakla;
Nurunla şu asrı tutup kucakla,
Ey şimdi Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Bitsin de, bu korkunç tûfân‑ı şedîd,
Açılsın yepyeni bir devr‑i mes'ûd;
Onsekizbin âlem eylesin hep îd,
Ey ehl‑i Kur'ân’a Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Geliyor şu karşıdan gerçi bir zulmet,
Fakat sensin bugün atâ‑yı rahmet,
Boğacaksın onu nurunla elbet,
Ey bir Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Kızıl ejder yuvamıza girmesin,
Zehirli eli yakamıza ermesin;
Karşı durup nurun fırsat vermesin,
Ey seyf‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Kara duman üstümüzden dağılsın,
Kızıl alev sönüp âlem ayılsın,
Bu zaferin haşre kadar anılsın,
Ey Zülfikàr‑ı Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
O soydandır nice canlar yakanlar;
O soydandır evler barklar yıkanlar,
O soydandır sana kinle bakanlar,
Ey hüccet‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
666
Masûmların kanlarını içerler!
Ebû Cehl’i, Nemrudları geçerler,
Ölümlerden ölümleri seçerler,
Ey şimdi bir Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Bir mikrop ki, ciğerleri dişliyor,
Kanımızla kendisini besliyor;
Temiz yurdu telvîs edip pisliyor,
Ey bir eczâhâne‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Gâzilerin, fâtihlerin konağı,
Seyyidlerin, serverlerin otağı,
Bu vatandır, şehîdlerin yatağı;
Ey cilve‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
O şehîdlerin, ala dönmüş kefeni;
Miskler kokar, güle benzer bedeni,
Öper melekler de nurlu na'şını,
Ey cilve‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Kur'ân diyor; ölmemiştir, diridir‥
Herbirisi, Hakk’ın arslan eridir!
Türbeleri yürekleri titretir,
Ey âyine‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Armağansın çünkü asîl millete,
Düşmeyelim bir gün bile zillete,
Götür bizi şânlı büyük devlete,
Ey misâl‑i Rahmet-i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
Eyleyeler nurun ile hep savlet,
Zaferlerle şânlar bulur bu millet,
Şarka, garba ziyâ salsın bu devlet,
Ey bizlere Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
.
667
Nurdan kanadın, hem sağlam kolun var,
Nurdan senin Hakka giden yolun var.
Kabûl et bir kemter Feyzi kulun var,
Ey bu asırda Rahmet‑i âlem Risaletü'n‑Nur!
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Üstadım, Efendim Hazretleri!
﴿وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ﴾ âyetinin nurlarından, nurun sâyesinde alabildiğim bir zerreyi bu şekilde yazdım ve huzur‑u irfanınıza sundum. Kabûlünü ricâ eder, selâmlarımızı sunar ve mübârek ellerinizden öperiz.
Bîçâre TalebenizHasan Feyzi (Rahmetullâhi aleyhi ebeden dâima)
668
Merhum Hasan Feyzi, Nurlardan Aldığı Hakikat Dersini, Nurlara İşâret Ederek Güzel Tanzim Etmiş
Merhum Hasan Feyzi, nurlardan aldığı hakikat dersini, nurlara işâret ederek güzel tanzim etmiş. Lâhikaya girsin.
Said Nursî
Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,
Derd ehline bu mânâda canlar sunan edâ var.
Vermek için parlaklığı, gamlı gönül evine,
Bir bak hele, her cilâdan üstün olan cilâ var.
.
Derin, güzel düşünceyle incelersen bunu sen,
Zaîflemiş rûhlar için dağlar gibi gıdâ var.
Hem dilersen, tükenmeyen sermâye‑i serveti,
Aç gözünü Nurlara bak, işte sana tûfân gibi gınâ var.
.
Beni tanı, yürü kulum yürü diye bizlere,
Her nefeste şefkat ile Rabbimiz’den nidâ var.
Duymuş isen bu nidâyı her zerrenin dilinden
Müjde olsun, artık sana Cennet denen safâ var.
.
Uzaklara bakma! “Nurlara bak, yürü!” âlem onun âyinesi,
Görmez misin, her yüzünde aynı renkte ziyâ var.
Bir güneştir her zerrede cilve yapıp parlayan,
Bilmez misin, sende dahi o edâdan edâ var.
.
Eller açıp yürü bugün kana kana Risale‑i Nurdan ışık al!